Banyonun rafında mor bir diş fırçası duruyordu, üstünde toz birikmişti. Beren her akşam onu unutuyordu, annesi de her akşam aynı soruyu soruyordu. Bu akşam da yatağa girmek için acele ediyordu, gözleri kapanmak üzereydi. Macun tüpü lavabonun kenarında, kapağı açık duruyordu.
Pijamalarını giydi, düğmelerini ters kapattı, farkına bile varmadı. Odasının ışığını söndürdü, sadece gece lambası kaldı. Battaniyenin altına atladı, ayak parmakları hâlâ üşüyordu.
Annesi kapıdan seslendi. "Dişlerini fırçaladın mı" dedi. Beren durdu, battaniyenin altında bir an kıpırdamadı, yorganın üstünden sadece saçları görünüyordu. Fırça hâlâ kutusundaydı, tozunu bile silmemişti.
İsteksizce battaniyeyi kaldırdı, ayaklarını yere bastı. Terlikleri odanın ortasında kalmıştı, yalınayak yürüdü. Koridorda her adımda esnedi. Banyonun ışığını açtı, gözlerini birkaç kez kırpıştırdı. Karo ayaklarına serin geldi.
Beren fırçayı kutusundan çıkardı, tozunu parmağıyla sildi. Sapında küçük bir yıldız çıkartması vardı. "Sana isim koysam iyi olur" dedi kendi kendine. "Adın Pamuk olsun" dedi fırçaya, gülerek. "Merhaba Pamuk" diye ekledi, aynadaki yansımasına fırçayı salladı.
Pamuk'u macuna batırdı, ağzına götürdü. Macunun tadı naneliydi, ağzını serinletti. Ama birkaç saniye sonra durdu, kolu ağırlaştı, gözü kapıya kaydı.
Aynaya baktı, dişleri hâlâ macunla kaplıydı. Fırçalamak ona her akşam uzun geliyordu, dakikalar hiç bitmiyordu. Musluktan gelen su sesi kulağını doldurdu. Omuzları düştü, aynadan yüzünü çevirdi.
Fırçayı lavabonun kenarına koydu, ağzını suyla çalkaladı. Odasına dönmek için kapıya yöneldi, ışığı söndürmeyi unuttu. Koridorun ucundaki saat dokuzu gösteriyordu.
Beren her akşam aynı şeyi yaşıyordu. Fırçalamaya başlıyor, birkaç saniye sonra bırakıyordu. Süre ona uzun geliyordu, gözü hep kapıya kayıyordu. Fırçanın kılları o yüzden hâlâ dimdik duruyordu.
Annesi ona iki dakika fırçalaması gerektiğini söylemişti, ama Beren saymayı sevmiyordu. Sayılar sıkıcı geliyordu, otuza varmadan aklından kaçıyordu. "İki dakika ne kadar uzun" diye sormuştu bir keresinde. Annesi bir kez kum saati getirmeyi denemişti.
Bazı akşamlar fırçayı hiç kutusundan çıkarmıyordu. Kutunun kapağı bile kendi yerinde duruyordu. Annesi sorunca "Yaptım" diyordu, ama fırçanın kuru kalması bunu ele veriyordu.
O akşam yeniden aynaya baktı, Pamuk elinde bekliyordu. Aynada kendi yüzüne uzun uzun baktı. Radyodan duyduğu bir şarkı aklına takılmıştı, mırıldanmaya başladı, sonra durdu. Aklına bir şey geldi, gözleri parladı.
"Pamuk'la yarışalım" dedi Beren. "Şarkı bitene kadar fırçalayacağım." Sevdiği şarkıyı söylemeye başladı, sözlerini okulda öğrenmişti. İlk kıtası kısa, ikincisi uzundu. Fırçayı dişlerinde gezdirdi, ayağıyla ritim tuttu.
Şarkı bitmeden fırçayı bırakmadı, sözleri unutunca baştan söyledi. Ağzından köpük taştı, çenesine damladı. Musluğu kapatmayı unuttu, su usulca aktı. Şarkının ortasında bir kez nefes almak için durdu, sonra devam etti.
Aynadaki yansımasına gülümsedi, şarkının ritmiyle fırçayı sağa sola oynattı. Önce alt dişleri, sonra üst dişleri, en son arka dişleri. Kılların ucu diş etine yumuşak geliyordu, kolları bu kez hiç yorulmadı. Sağ yanağı köpükten şişmiş gibi duruyordu.
Şarkı bitince aynaya baktı, dişleri pırıl pırıldı. Şarkı tam iki dakika sürüyordu, bunu annesi ona sonradan söyledi. Pamuk'u yıkayıp rafa bıraktı, hafifçe zıplayarak yatağına yürüdü.
Annesi banyoya baktı, Beren'in fırçasının ıslak olduğunu gördü. Lavabonun kenarında iki damla su duruyordu. Odanın kapısını hafifçe araladı. "Bu akşam unutmadın" dedi gülümseyerek.
Beren yatağının kenarına oturdu, dizlerini kucakladı. "Pamuk'la şarkı söyledim" dedi, gözleri parlıyordu. Şarkıyı annesine baştan bir kez daha mırıldandı, ellerini havaya kaldırdı. Annesi de bir kıtasını onunla söyledi.
Annesi ona sarıldı. "Yarın da aynı şarkıyı söyleriz" dedi. "Pamuk yarın da hazır olacak" dedi Beren. Sonra annesi ışığı kısıp kapıyı araladı. Beren başını yastığa yasladı, gülümsemesi hâlâ duruyordu.
Battaniyesine sarıldı, gözlerini kapadı. Ağzında nane kokusu vardı, aklında hâlâ o şarkı. Yastığın üstüne ay ışığı ince bir çizgi düşürdü, Beren usulca mırıldanmaya devam etti.
Bu hikaye ne öğretir
Unutulan bir alışkanlık, eğlenceli bir yöntemle kolayca hatırlanabilir. Küçük bir oyun, sıkıcı gelen bir işi bile keyifli yapabilir.
Çocuğuna sor
Sen diş fırçana ne isim koyardın?

Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.