Prenses Melis dere kenarında oturdu. Suyun karşı kıyısında bir çocuk gördü, taşların üstünde duruyordu, elindeki değnekle suya çizgiler çiziyordu. Çocuk ona el salladı. Melis de el salladı, gülümsedi. Karşıya geçmek istedi, ama dere aralarında akıyordu, taşlar kaygandı, geçecek bir köprü yoktu.
Melis kıyıda biraz daha oturdu, çocuğu izledi, sonra eve döndü. Yol boyunca aklından o el sallayış çıkmadı. Dereye üç söğüt gölge yapıyordu, yaprakların ucu suya değiyordu.
Dere iki krallığı ayırıyordu, ama suyun sesi her iki tarafta da aynıydı. Melis o gün bunu ilk kez düşündü.
Akşam sofrada babasına dereyi sordu. Babası tabağına baktı, konuyu değiştirdi, hava durumundan söz etti. Melis üstelemedi.
Ertesi gün Melis yine dereye geldi. Çocuk oradaydı, elindeki taşı suya fırlatıyordu, taş üç kez sekiyordu. Melis eteğini toplayıp bir taşın üstüne oturdu. "Adım Arda" dedi çocuk. "Sen kimsin"
"Ben Melis" dedi prenses. "Neden hiç bu tarafa geçmiyorsun" "Babam dereyi geçmeyi yasakladı" dedi Arda. "Sizin krallıkla yıllardır küsüz, sebebini ben de bilmiyorum."
Melis üzüldü. Kendi babası da aynı ciddi sesle konuşurdu, hiç açıklama yapmazdı. İkisi bir süre sessizce oturdu, sadece suyun sesini dinlediler. Sonra Arda taşları saymaya başladı, Melis de ona katıldı.
Arda dereye küçük taşlar dizdi, sanki bir köprü çiziyordu. Melis de kendi tarafında aynısını yaptı, taşlar birbirine baktı. Aradaki boşluk iki kulaç kadardı, ikisi de bunu gözüyle ölçtü. Akşama kadar birbirlerine hikaye anlattılar.
Melis birkaç gün dereye gitmedi. Babasının kızacağını düşündü, odasında kaldı, pencereden dereyi izledi. Kitap açtı ama sayfayı çevirmedi. Sarayın penceresinden dere ince bir çizgi gibi görünüyordu.
Bir sabah uyandığında pişman oldu. Arda'ya haber bile vermemişti. Belki hâlâ orada bekliyordu, belki bir daha gelmezdi. Bu düşünce içini burktu.
Melis annesine sormayı düşündü, sonra vazgeçti. Küçük bir sırrı olsun istedi, bunu kendi başına çözsün istedi. Dolabın gözüne bir tomar boş kağıt sakladı.
Geceleri yatağında dereyi düşündü, taşların arasındaki iki kulaçlık boşluğu hatırladı. Suyun akıntısını da hatırladı, akıntı hep karşı kıyıya doğruydu.
Melis bir kağıt buldu. Üstüne küçük bir gemi katladı, kenarlarını tırnağıyla düzeltti. Kağıda kısa bir not yazdı, altına adını ekledi. Notta tek bir cümle vardı, birkaç gün gelemedim diye yazmıştı. Gemiyi suya bıraktı. Akıntı onu karşıya taşıdı, gemi bir taşa çarpıp döndü, sonra yoluna devam etti.
Arda gemiyi kıyıdan aldı, notu okudu. Gülümsedi, kendi gemisini katladı, cevabını yazdı, suya bıraktı. Melis kağıdı açarken ıslak kenarları yırtılmasın diye dikkat etti.
İki gemi günlerce dereden gidip geldi. Sayısını Melis tuttu, on yedinci gemide saymayı bıraktı. Çocuklar en sevdikleri hikayeleri yazdı, oyunlarını anlattı. Bir gün Arda gemiye küçük bir çiçek de koydu, Melis onu kurutup defterine yapıştırdı.
Melis de ona kendi krallığından yassı bir taş yolladı. Taş gemiyi ağırlaştırdı, gemi yarı yolda döndü. İkinci denemede taşı küçüğüyle değiştirdi, bu kez gemi karşıya vardı. Arda taşı cebinde taşıdı.
Bir sabah iki kral da dere kenarında buluştu. Sabah sisi suyun üstünde ince bir örtü gibi duruyordu. Çocuklarının gemilerini görmüşler, günlerce sessizce izlemişlerdi. Melis'in babası Arda'nın babasına baktı. İkisi de eski günleri hatırladı, hangisinin haklı olduğunu ikisi de çıkaramadı.
Sonra Melis elindeki son gemiyi suya bıraktı. Gemi tam ortada bir taşa takıldı, iki kral da ona baktı. Melis'in babası ayakkabılarını çıkardı, paçasını kıvırdı, sığ yerden karşıya geçti. Öbür kral da onun ardından geçti.
Akşam dere sakince aktı. Krallıklar arasına küçük bir köprü kurulacağı konuşuldu. Ustalar ölçü almak için ertesi hafta geldi. Melis bu haberi ilk Arda'ya verdi, ikisi kıyıda ayaklarını sallayarak oturdu.
İki krallığın çocukları artık dere kenarında birlikte oynuyordu. Melis bazen düşünüyordu, belki de her şey bir kağıt gemiyle başlamıştı.
Bu hikaye ne öğretir
Bazen büyüklerin küslüğünü çocuklar çözer. Küçük bir adım büyük bir barışı başlatabilir.
Çocuğuna sor
Sen küs olan iki arkadaşını nasıl barıştırırdın?

Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.