Prensesin Ağır Tacı

Klasik Çocuk Hikayesi

Yaş
7-12
Okuma Süresi
5 dk
Kategori
Prens ve Prenses Hikayesi
Unsur
Küçük Prenses
Yayınlanma Tarihi
3/9/2026
Yazar
Kocaman Bi' Site
Prensesin Ağır Tacı

Prenses Defne sabah aynanın önünde durdu. Altın taç başına ağır geldi, boynunu ovuşturdu. Aynanın kenarında gümüş bir tarak duruyordu. Sarayın pencereleri hep aynı manzarayı gösterirdi, kahvaltı hep aynı saatte gelirdi.

Pencereden bahçeye baktı. Bahçede sarı güller ile mor lavantalar sıra sıra dikiliydi. Bahçıvanın kızını gördü, toprakla oynuyordu. Kız ellerini çamura daldırdı, sonra bir çiçek koparıp saçına taktı. Koşarak ağaçların arasına daldı, kahkahası pencereye kadar geldi.

Ayakları çıplaktı, eteği toprak lekeliydi ama umursamıyordu. Kız bir kovayı iki eliyle taşıdı, sonra yere bıraktı. Kimse ona kural hatırlatmıyordu, kendi işini kendi buluyordu.

Defne tacını parmaklarıyla tuttu, alnında bıraktığı izi ovdu. Bir gün o kızın yerinde olmak istedi. Elleri toprağa değsin, saçları rüzgarda dağılsın istedi. Belki bir gün yeterdi, sonra tacına geri dönerdi. Kahvaltı tepsisi kapının önünde bekliyordu, Defne ona bakmadı.

Yapay zeka destekli hikaye oluşturucumuzu denedin mi?
Hemen Test Et

Defne merdivenlerden koşarak bahçeye indi. Eteğini eliyle topladı, nefesi kesildi. Bahçe kapısının demiri sabahın serinliğiyle soğuktu. Bahçıvanın kızı Mina'yı buldu, elinde küçük bir kürek tutuyordu, önlüğü toprak lekeliydi. "Senin işin nasıl bir şey" diye sordu Defne.

"Sabah çiçekleri sularım" dedi Mina. "Öğlen fide dikerim, akşam yaprakları sayarım. Kolay değil ama severim. Hangi çiçeğin ne kadar su istediğini bilirim." Mina ona sıraların arasındaki dar yolu gösterdi.

"Sen bugün taç tak" dedi Defne. "Ben çiçekleri sulayayım." Mina şaşırdı, elindeki küreği bıraktı. Sonra güldü, başını salladı.

"Olur" dedi Mina. "Ama bahçenin kendi kuralları var. Acele edersen fide kırılır." İkisi giysilerini değiştirdi. Defne önlüğü giydi, saçını bağladı, ayakkabılarını çıkardı. Toprağa ilk kez çıplak ayakla bastı, toprak serindi. Mina saraya çıktı, tacı başına koydu, taç biraz büyük geldi, iki parmakla düzeltti. Koridorda ağır ağır yürüdü.

Defne sulama kovasını aldı, ağırlığına şaşırdı, kolu çabuk yoruldu. Kova ağzına kadar doluydu, su her adımda kenardan taşıyordu. Acele etti, sırayı beklemedi. Güllerin arasına hızlı girdi, suyu her yöne saçtı, ayakları çamura battı.

Ayağı taze dikilmiş bir fideye çarptı. Fide dün dikilmişti, toprağı hâlâ gevşekti. Fide devrildi, kökleri açıkta kaldı, yaprakları büküldü. Defne durup baktı, boğazı düğümlendi.

Kimseye söylemek istemedi. Fideyi köşeye çekti, üstünü yapraklarla örttü. Yapraklar fidenin üstünü tam örtmedi, bir uç dışarıda kaldı. Kovayı yerine astı, ellerini önlüğüne sildi, oradan uzaklaştı.

Akşam bahçıvan fideleri saydı, sayı tutmadı. Defterinde her sıranın sayısı yazılıydı. Defteri karıştırdı, kaşlarını çattı, sıraları bir kez daha yürüdü. Defne'nin yüzü kızardı, sessizce başını çevirdi.

O gece Defne uyuyamadı. Yorganı iki kez çevirdi, yapraklarla örttüğü fideyi düşündü. Sabah erkenden bahçeye indi, güneş henüz doğmamıştı, hava soğuktu. Bahçe kapısına vardığında ayakkabılarını yine çıkardı.

Bahçıvana yaklaştı, dizleri titredi, derin bir soluk aldı. "Fideyi ben düşürdüm" dedi. "Saklamak istedim, özür dilerim."

Bahçıvan başını salladı, kızmadı. "Fide yeniden dikilir" dedi. "Herkes bazen bir şey kırar. Önemli olan söylemen." Elini Defne'nin omzuna koydu, sonra eğilip yaprakları kenara aldı, fideyi eline aldı.

Mina saraydan koşarak geldi, önlüğünü yeniden bağladı. Defne ile Mina fideyi birlikte dikti. Toprağı avuçlarıyla bastırdılar, kökün dibine su verdiler. Fide dimdik durdu, yaprakları güneşe döndü. Bahçıvan defterine yeni sayıyı yazdı, bu kez sayı tuttu.

Akşam Defne sarayına döndü. Tacını yeniden başına koydu. Bu kez ağır gelmedi, alnına hafifçe oturdu.

Mina'nın günü de bitmişti. İkisi bahçe kapısında buluştu, giysilerini geri değiştirdi. Mina tacı iki eliyle Defne'ye uzattı. Ertesi sabah fideyi birlikte kontrol etmeye söz verdiler, yeni bir sıra dikmeyi de konuştular. Mina ona sabah kaçta gelmesi gerektiğini söyledi.

Defne artık biliyordu. Ağır olan taç değildi. Ağır olan, bir hatayı bütün gece içinde taşımaktı.

Sarayın penceresinden ay ışığı bahçeye düştü. Defne yastığına uzandı, elleri hâlâ toprak kokuyordu. Gözlerini kapadı, huzurla uyudu.

Bu hikaye ne öğretir

Sorumluluk bazen bir taçtan daha ağır gelir. Hatasını saklamak yerine söylemek işi hafifletir.

Çocuğuna sor

Sen bir hata yaptığında bunu hemen söyler misin?

Yaş Grubu Etiketi:
7 Yaş Hikayesi