İlke ve Kayıp Kalem

Eğitici Çocuk Hikayesi

Yaş
7-12
Okuma Süresi
5 dk
Kategori
Hayalet Hikayesi
Unsur
Sevimli Hayalet
Yayınlanma Tarihi
3/9/2026
Yazar
Kocaman Bi' Site
İlke ve Kayıp Kalem

Hayalet okulunun bahçesinde küçük hayalet İlke tek başına duruyordu. Perşembe günü korkutma sınavı vardı, herkes çığlık atmayı sırayla öğrenmişti. İlke'nin çığlığı ise cık cık gibi ince çıkıyordu, kimse duyduğunda yerinden bile oynamıyordu.

Sınıf arkadaşları döndü, biri şaşkınlıkla ona baktı. "Senin sesin çok ince çıkıyor" dedi. İlke omuz silkti, başını önüne eğdi, çantasının kayışını çekiştirdi.

Eve gidince aynanın önünde durdu, en korkunç yüzünü yapmaya defalarca çalıştı. Ama yüzü hep gülümsemeye benziyordu, kaç kez denese de değişmiyordu. Kaşlarını çattı, dişlerini gösterdi, aynadaki yüz yine gülümsedi.

Babası kapıdan içeri baktı. "Herkesin ilk denemesi böyledir" dedi, sesi yumuşaktı. İlke omuz silkti, cevap vermedi, aynadan uzaklaştı, yatağının kenarına oturdu. Perdenin ucunu parmağına doladı, bahçedeki karaağaca baktı.

Yapay zeka destekli hikaye oluşturucumuzu denedin mi?
Hemen Test Et

Çarşamba günü ders bitince Halil Öğretmen onu koridorda kenara çekti. Omzuna hafifçe dokundu. "Herkes farklı korkutur, telaşlanma" dedi. İlke başını salladı ama gözleri yerdeydi, sesi çıkmadı.

O akşam yemek masasında annesiyle konuştu. "Yarın sahnede ne yapacağımı bilmiyorum" dedi. Annesi ona sarıldı, tabağına bir dilim daha koydu. "Sen kendinsin, bu yeter" dedi. İlke başını salladı ama aklı hâlâ sınavdaydı.

Gece aynanın önünde tek başına çalıştı, önce uluma denedi, sonra inleme denedi. Uluması bir kediyi bile uyandırmadı, inlemesi rüzgar sesine benzedi.

Sabah çantasını hazırlarken kaleminin ucunu üç kez sivriltti. Perdeyi araladı, bahçedeki sisi izledi, sonra kapıyı arkasından kapadı.

Sınav günü sınıf tek tek küçük sahneye çıktı. Biri uludu, biri zincir sesi çıkardı, bir başkası perdeyi dalgalandırdı. Öğretmen her seferinde alkışladı, listesine bir işaret koydu. İlke'nin sırası gelince elleri terledi, ayakları yerden hafifçe kesildi.

Sahneye yavaşça çıktı, ağzını açtı ama sesi yine cık cık çıktı. Ön sıradaki bir hayalet kulağını uzattı. "Bir şey duyamadım" dedi. İlke geri geri sahneden indi, kimseye bakmadı.

Kendini sınıfın köşesine çekti, sırtını duvara dayadı. Bu sesle sahnede yapabileceği bir şey yoktu, bunu biliyordu.

Öğretmen bir sonraki adı okudu, sınıf yeniden sahneye döndü. İlke eteğinin ucunu parmağına doladı, gözlerini yumdu, sesler uzaklaştı.

Sınav bitince öğretmen listeyi çıkardı, herkes kendi adını yazacaktı. Ön sıradaki hayalet kız kalemini bulamadı, sırasını alt üst etti. Sınıf karıştı, herkes kendi sırasının altına eğilip baktı ama kalem ortada yoktu.

İlke köşesinden çıktı, sessizce sınıfın kenarından süzülmeye başladı. Önce dolabın altına baktı, orada iki tebeşir parçası ve bir düğme vardı. Sonra kaloriferin arkasına, ardından pencere kenarındaki saksının dibine baktı.

Süzülürken tek bir sıra bile gıcırdamadı, kimse onun geçtiğini duymadı. Öğretmenin masasının arkasında, duvarla masa arasındaki dar aralıkta ince bir şey parladı. İlke oraya uzandı, tozlu kalemi parmaklarının ucuyla çekip çıkardı.

Kalemi elinde nazikçe tutup kıza uzattı. "İşte, tam buradaymış" dedi. Kız sevinçle gülümsedi, iki eliyle kalemi sıkıca tuttu, ona teşekkür etti. "Nasıl gördün onu" diye sordu. "Sessiz olunca daha iyi görüyorum" dedi İlke. Öğretmen tüm bunları uzaktan izliyordu, gözleri hayranlıkla parlıyordu.

Öğretmen sınıfın önüne geçti. "Bu da bir yetenek" dedi. "Görünmeden bir şeyi bulmak, korkutmaktan hiç az değil." İlke şaşkınlıkla baktı, ilk kez içi gururla doldu, gülümsemesi yavaşça genişledi.

İlke o gün kimseyi korkutmadan sınavı geçti. Eve döndüğünde annesine olanları baştan sona anlattı, sesi hiç kesilmedi.

Annesi gülümsedi. "Demek senin işin başka" dedi. İlke başını salladı, kendi kalemini çantasından çıkarıp masaya koydu.

"Sahnede duyulmadım ama sıraların altında iyiyim" dedi İlke. Annesi güldü, kalemin yanına bir bardak süt bıraktı.

Ertesi gün okulda iki arkadaşı ondan yardım istedi, biri silgisini biri defterini bulamıyordu. İlke ikisini de sıraların arasından çıkardı, sonra üçü birlikte bahçeye indi.

Akşam yatağına uzandı, aynaya son bir kez baktı. Gülümseyen yüzü ona bu kez hoş göründü. Gözlerini kapadı.

Bu hikaye ne öğretir

Herkesin iyi olduğu iş aynı değildir, biri bağırır biri bulur. Kendi becerimizi kullanmak, başkasınınkini taklit etmekten daha çok işe yarar.

Çocuğuna sor

Sen başkalarından farklı yaptığın bir şeyi nasıl kullanıyorsun?

Yaş Grubu Etiketi:
9 Yaş Hikayesi