Demir kanepeye uzanmış, telefonunda kardeşi Su'nun fotoğrafına bakıyordu. Su dondurmayı burnuna sürmüş, dilini çıkarmıştı. Geçen yaz bahçede çekilmiş bir kareydi, arkada hortum ve devrilmiş bir kova duruyordu. Demir fotoğrafı büyüttü, güldü. Su o gün dondurmayı üç kez düşürmüştü.
Sınıf grubunda her akşam komik bir fotoğraf dolaşırdı. Kimi köpeğini gönderirdi, kimi bozuk çıkmış saçını. Demir üç gündür hiçbir şey göndermemişti. Galerisini baştan sona taradı. Bir sınıf resmi, bir kar fotoğrafı, bir de bu kare vardı. En komiği buydu.
Parmağı gönder tuşunun üstünde durdu, sonra elini çekti. Perdeler kapalıydı, odadaki tek ışık telefonun ışığıydı. Mutfaktan tabak sesleri geliyordu, Su bardakları rafa diziyordu.
Demir kardeşinin sesini duydu. Telefonu bir an ters çevirdi, sonra yeniden çevirdi. Fotoğraf hâlâ oradaydı, altında gönder tuşu bekliyordu. Saat sekizi geçiyordu, grupta yeni mesajlar birikiyordu.
Su odaya girdi, ekranı gördü. Elindeki bardağı masaya bıraktı, elini uzattı. "O benim fotoğrafım," dedi. "Kimseye gönderme."
"Ama komik," dedi Demir, telefonu havaya kaldırdı. "Herkes güler, akşama unuturlar. Sen de gülmüştün o gün."
Su bardağı geri aldı, avucunda sıktı. "Ben gülmüyorum," dedi. "Bana sormadan olmaz. Sen benimkini gönderirsen ben ne yapacağım?" Kollarını göğsünde kavuşturdu, kapının önünde durdu, gözlerini Demir'den ayırmadı.
Demir omuz silkti, telefonu cebine koydu ama fotoğrafı silmedi. Su odadan çıkarken kapıyı çekti, ayak sesleri koridorda uzaklaştı. Demir kapalı kapıya baktı, sonra telefonu yeniden açtı. Odada yalnızdı, kimse ona bir şey demiyordu.
O akşam Demir fotoğrafı yine de gönderdi. Arkadaşları gülen yüzler yolladı, biri "en iyisi bu" yazdı. Demir telefonu birkaç kez açıp kapadı, gelen her mesajı okudu. Yatağa girdikten sonra da okudu, ekranı yastığın kenarına dayadı. Işık uyuyana kadar yüzündeydi.
Ertesi gün okulda bir arkadaşı ona telefonunu uzattı. Ekranda Demir'in kendi fotoğrafı vardı. Kampta çadırda uyurken çekilmişti, ağzı açık kalmış, saçı yastığa yapışmıştı. Kareyi sormadan gruba göndermişlerdi. Fotoğrafın altında beş tane gülen yüz vardı.
"Bunu ben istememiştim," dedi Demir, sesi kısıldı. Arkadaşı omuz silkti. "Komik ama," dedi ve telefonunu geri aldı.
Demir sırasına oturdu, çantasını dizine koydu. Teneffüste dışarı çıkmadı, pencereden bahçeye baktı. Su'nun kapıda söylediği cümle aklına geldi, kelimesi kelimesine. Zil çalınca yerinden kalkmadı, öğretmen ona ikinci kez seslendi.
Demir eve dönünce doğruca odasına çıktı, çantasını yere bıraktı. Telefondaki grubu açtı, Su'nun fotoğrafını sildi, gönderdiği mesajı da sildi. Sonra listeyi yukarıdan aşağı bir kez daha gözden geçirdi. Su'nun adı olan başka bir kare kalmamıştı.
Su'nun kapısını çaldı, derin bir soluk aldı. İçeriden kalem sesi geliyordu. Kapı aralandı, Su elinde silgiyle karşısında durdu.
"Fotoğrafını sormadan gönderdim," dedi. "Bugün benimkini sormadan gönderdiler. Şimdi ne demek istediğini biliyorum. Sildim."
Su bir süre sustu, silgiyi masaya bıraktı. Sonra elini Demir'in omzuna koydu. "Bir daha sorarsan gönderebilirsin," dedi ve kapıyı sonuna kadar açtı. Demir içeri girdi, halının üstüne oturdu, telefonu ikisinin arasına koydu. "Önce soracağım," dedi. Su gülümsedi, kendi çektiği bulut fotoğrafını gösterdi, o kareyi paylaşmasına izin verdi.
Demir o günden sonra her fotoğraf için önce sordu. Bunu bir kural gibi söylemedi, sadece yaptı. Su bazen izin verdi, bazen vermedi. Demir vermediği zaman tartışmadı, telefonu kapatıp başka bir şey konuştu. Bir keresinde bütün akşam beklemek zorunda kaldı.
Bir akşam ikisi galeriye birlikte baktı. Hangi fotoğrafı kime göstereceklerine beraber karar verdiler. Birkaçını yalnız kendilerine ayırdılar, o kareler telefondan çıkmadı. Su eski deniz fotoğraflarını bulunca kahkaha attı, Demir'in şapkası orada ters duruyordu.
Demir yatağına girerken telefonu masaya bıraktı, ışığı söndürdü. Pencereden ay ışığı süzüldü, yorganı çenesine kadar çekti. Koridorda Su'nun odasının ışığı da söndü. Duvardaki saat usulca ilerliyordu.
Ev sessizdi. Demir gözlerini kapadı.
Bu hikaye ne öğretir
Bir fotoğrafı paylaşmadan önce içindeki kişiden izin istemek gerekir. Kendi fotoğrafımız izinsiz paylaşılınca bu kuralın önemi daha iyi görülür.
Çocuğuna sor
Senin bir fotoğrafını paylaşmak isteseler, hangi durumda izin verirsin?

Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.