Çiftlik avlusunun bir köşesinde geniş bir çamur birikintisi vardı. Küçük domuzcuk Leke her öğleden sonra oraya koşardı. Çamura girer, sırtını yuvarlar, burnunu ıslak toprağa sürerdi. Ayakları çamura battıkça daha çok gülerdi. Üstü başı hep toprak kokardı, tüyleri kahverengiye boyanırdı. Leke bu ıslak toprak kokusunu, bu yumuşak zemini severdi. Çamurun hangi köşesinin derin, hangi köşesinin sığ olduğunu ezbere bilirdi.
Kardeşleri Fındık ile Ceviz kenarda durur, temiz kalmayı severdi. Sabah erkenden yıkanır, güneşte kurulanırlardı. Tüyleri hep pembe ve pürüzsüz görünürdü, hiç toprak kokmazdı. Leke onları uzaktan izler, arada bir yalnız kalırdı. Onlarla birlikte koşmak, top peşinde gülüşmek isterdi. Ama araya hep bu fark giriyordu, kimse bunu açıkça konuşmuyordu.
Bir öğle vakti Leke onlarla top oynamak istedi. Kardeşleri ona baktı, sonra birbirine baktı. "Önce yıkan, sonra gel" dedi Fındık kısaca. Ceviz de başını salladı, ona katıldı. Leke'nin küçük bir isteği vardı, kardeşleriyle beraber koşup oynamak. Bu istek ona ağır geldi, içi burkuldu, ama bir şey söylemedi.
Leke içini çekti, top oyunundan uzaklaştı. Çamur kenarına oturdu, ayak parmaklarıyla toprağı karıştırdı. Belki bir gün kardeşleri de onu anlardı diye düşündü. O ana kadar tek başına oynamaya alışmıştı.
Leke gölete gidip suyla yıkandı. Tüyleri parladı, ayakları temiz kaldı, burnu bile pespembe oldu. Koşarak kardeşlerinin yanına gitti. "Artık temiz sayılırım" dedi, sesi umutluydu. Fındık ile Ceviz'e gülümsedi, topu işaret etti.
Fındık ona baktı, gülümsemedi. "Ama sen çamuru seviyorsun" dedi. "Yarın yine kirlenirsin, biliyorum." Ceviz de ekledi, "Sen hep çamura koşarsın." Leke sustu, haklı olduklarını içten içe biliyordu. Yine de canı sıkıldı, başını önüne eğdi.
Tam o sırada tavuk Gıdak yanlarından geçti. "Herkes kendi oyununu bilir" dedi durup. "Sen çamurun ustasısın, onu kimse senin kadar bilmez." Leke şaşırdı, bu sözü hiç düşünmemişti. Aklında tuttu, biraz rahatladı, adımları hafifledi.
O gün boyunca kardeşlerinin yanında kaldı, temiz durmaya çalıştı. Ama içinden hep çamura gitmek geçiyordu, bu isteği bastırmak kolay değildi. Akşama doğru gökyüzü kararmaya başladı.
O gece yağmur başladı, sabaha kadar dinmedi. Sabah avlu su birikintileriyle doldu, her yer ıslaktı. Çiftçinin traktörü ahıra giderken sağ tekeri çamura saplandı. Motor öttü, tekerlek dönüp durdu, kimse yerinden kımıldayamadı. Çiftçi indi, tekere baktı, başını salladı.
Fındık ile Ceviz uzaktan baktı, yaklaşmaya çekindi. Çamur onlara hep yabancı gelmişti, nereye basacaklarını bilmiyorlardı. Ayaklarının kirlenmesinden korkuyorlardı, bir adım bile atamadılar.
Leke de tereddüt etti. Kardeşleri onu hep çamurdan uzak durmaya çağırmıştı, belki şimdi öne çıkması tuhaf görünürdü. İçinde küçük bir çekingenlik vardı, ayakları yerinden ayrılmadı. Yine de tekere bakmaktan kendini alamadı.
Çiftçi telaşla etrafına baktı, yardım isteyecek kimse yoktu. Traktörün sesi avluyu doldurdu, tavuklar bile ürktü, kümesin içine kaçtı.
Leke derin bir soluk aldı ve çamura girdi. Tekerin altındaki toprağı ayaklarıyla yokladı, yumuşak yerleri ayırt etti. Sert bir noktayı bulup üstüne bastı, denge kurdu. Çamurun her santimini biliyordu, burada hiç yabancı değildi.
"Buradan itin" dedi kardeşlerine, sesi kararlıydı. Fındık ile Ceviz birbirine baktı, sonra ona doğru yürüdü. Üçü birlikte omuz verdi, tekerlek sert toprağa basıp döndü. Traktör yavaşça çamurdan kurtuldu, çiftçi rahat bir soluk aldı.
Diğer hayvanlar da toplanıp izledi. Herkes şaşkınlıkla Leke'nin bu kadar hızlı, bu kadar kararlı davrandığını gördü. Tavuklar bile kümesten çıkıp alkış tutar gibi kanat çırptı.
Çiftçi teşekkür etti, üçüne de birer elma verdi. Fındık, Leke'nin yanına oturdu. "Çamuru sen biliyorsun" dedi, "iyi ki biliyorsun." Ceviz de başını salladı, artık burun kıvırmıyordu. Leke gülümsedi, elmasını küçük ısırıklarla yedi.
Ertesi gün Fındık ile Ceviz ona çamura girmeyi sordu. Leke şaşırdı, sonra gülümseyip "gelin" dedi. Üçü birlikte çamura daldı, sırtlarını yuvarladılar, gülüşmeleri avluyu doldurdu.
O akşam üçü birlikte gölet kenarında oturdu. Leke ayaklarını suya soktu, kardeşleri de yanına oturdu. Avlu sessizdi, yıldızlar suda titriyordu, hepsi uykuya hazırdı.
Bu hikaye ne öğretir
Herkesin iyi bildiği bir iş vardır. Leke çamuru bildiği için tekeri kurtardı.
Çocuğuna sor
Sen en iyi hangi işi bilirsin?

Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.