İrem'in odasında yerde bebekler, raflarda arabalar, sandıkta boncuklar vardı. Hiçbiri kendi kutusunda değildi. Duvarda kendi çizdiği resimler asılıydı, masanın üstü boyalarla kaplıydı. Pencereden bahçedeki sesler geldi, çocuklar top oynuyordu. İrem dışarı çıkmak istedi. Bileklik o sabah kolundaydı, akşam nerede olduğunu bilmiyordu.
Oyuncakları toplamadan kapıyı çekti, merdivenlerden koşarak indi. Bebek yorganın altında kaldı, kamyon dolabın üstünde unutuldu, boncuklar halının kenarına dağıldı. Bir kitap yerde açık kaldı, sayfaları kıvrıldı.
İrem bahçede akşama kadar oynadı, ip atladı, saklambaç oynadı. Annesi onu üç kez çağırdı. Eve dönünce ışığı söndürüp yattı, karanlıkta oyuncaklara bakmadı bile.
Odanın kapısı gece hafif aralık kaldı. Koridordan ince bir ışık girdi, halının kenarındaki boncuklar bu ışıkta parladı. Dolabın üstündeki kamyon karanlıkta yalnız durdu.
Gece odaya ay ışığı vurdu, eşyaların gölgeleri duvarda uzadı, oda sessiz ve loştu. Bebek yorganın altından çıktı, kendi köşesini aradı. Halının üstünde durdu, ayakları soğuk zeminde üşüdü.
Kamyon dolabın üstünden aşağı bakındı, inecek yer bulamadı. Tekerlekleri kenarda boşluğa sallandı, geri çekildi. Ayakkabı kutusu köşede duruyordu, kapağı yana devrilmişti. "Burası boş," dedi kutu. "İçeri gel, seni bekliyorum. Ben de bir işe yararım." Kutunun içi karanlıktı, bebek şüpheyle baktı.
Bebek kutuya baktı, sonra halıya baktı, kararsız kaldı. "Burası benim yerim değil gibi," dedi, omuz silkti, geri çekildi. Kutu bir şey demedi, kapağını yavaşça kapadı.
Kamyon dolaptan indi, odanın ortasında durdu, tekerlekleri gıcırdadı, yavaşça ilerledi. Bebek de yanına geldi, ikisi birlikte odayı dolaştı. "Kimse bize yer göstermedi," dedi bebek. "Ben rafta dururdum," dedi kamyon. "Ama rafta şimdi boya kutusu var." İkisi pencerenin altına oturdu, sabahı orada bekledi.
Sabah İrem gözlerini açtı, ilk iş boncuklu bilekliğini aradı. Yastığın altına baktı, battaniyeyi kaldırdı. Halının altında yoktu, çekmecede yoktu. Masanın altına, sandalyenin arkasına baktı, orada da yoktu.
Kamyonu aradı, dolabın üstü boştu. Sandalyeye çıkıp bir daha baktı, orada yalnızca boya kutusu duruyordu. Bebeği aradı, yorganın altı da boştu. Dolabı açtı, çekmeceleri karıştırdı, elleri boş kaldı.
İrem odanın ortasında durdu, etrafına baktı. Annesi kapıdan seslendi, kahvaltının hazır olduğunu söyledi. İrem cevap vermedi, halının kenarına oturdu, dizlerini kucakladı. Aramak, oynamaktan uzun sürmüştü. Gözleri doldu, elinin tersiyle yüzünü sildi.
"Annem seslendi, ben cevap veremedim," dedi kendi kendine. Odaya bir daha baktı. Her şey kendi bıraktığı gibiydi ama hiçbiri bulunabilecek bir yerde değildi. Bileklik nerede olabilirdi, bunu düşünmeye çalıştı. Dün akşam kolundan çıkarmıştı, ama nereye koyduğunu bilmiyordu.
İrem kahvaltıdan sonra yere oturdu, oyuncakları tek tek topladı, masaya sıraladı. Kaybolan bileklik ayakkabı kutusunun içinden çıktı, İrem onu bileğine geçirdi. Her biri için bir yer düşündü. Bir oyuncağı nereye koyarsa akşam orada arayacaktı, bunu kendi kendine söyledi. Küçükleri küçük kutulara, büyükleri geniş rafa ayırdı.
Bebeği küçük bir kutuya yerleştirdi. Boya kutusunu masaya aldı, kamyonu boşalan rafa koydu. Boncukları kavanoza doldurdu, kapaklar tık diye kapandı.
Kağıttan küçük etiketler kesti, her kutunun üstüne yapıştırdı. Bebeğin kutusuna bir kurdele çizdi, kamyonun rafına bir tekerlek, kavanozun kapağına üç boncuk. Harfleri kalın kalemle yazdı. "Artık herkesin bir yeri var," dedi. Ellerini pantolonuna sildi, rafları baştan sona gözden geçirdi. Bilekliğin kavanozu en öne geldi, onu bir daha aramayacaktı.
Akşam İrem odasına döndü, her oyuncağı etiketli yerinde buldu. Bebek kutusunda, kamyon rafında, boncuklar kavanozunda duruyordu. Oyuna başlamak bu kez iki dakika sürdü. Annesi kapıdan baktı, hiçbir şey sormadı, sadece gülümsedi.
Gece ay ışığı yine odaya vurdu. Bu kez hiçbir oyuncak yerini aramadı. Rüzgar perdeyi salladı, kavanozdaki boncuklar hafifçe parladı. Ayakkabı kutusu köşede duruyordu, içinde artık yedek ipler vardı.
İrem yatağına uzandı, etiketli kutulara baktı. Yarın bilekliği aramayacaktı, kavanozdan alıp takacaktı. Gözlerini kapadı, uyudu.
Bu hikaye ne öğretir
Her oyuncağın kendi yeri olunca kaybolmaz, kolay bulunur. Düzen aramayı değil, oynamayı kolaylaştırır.
Çocuğuna sor
Senin oyuncakların hangi kutuda ya da rafta duruyor?

Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.