Tuna'nın odasında ahşap at Tırıs pencerenin önünde dururdu. Güneş her sabah ilk onu bulur, gölgesi duvara uzanırdı. Tuna onu dedesinin atölyesinden getirmişti. Yelesi ipten örülmüştü, boynunda bir çıngırak vardı. Tuna her gün onunla oynardı, başka kimseye dokundurmazdı. Yatmadan önce yelesini tarar, tekerleklerini bezle parlatırdı.
Komşu çocuk Onur kapıyı çaldığında Tuna atı hemen dolaba sakladı. Kapağı kapattı, üstüne battaniye örttü, önüne bir kutu itti. Onur atı görürse ister diye düşündü.
"Birlikte oynayalım," dedi Onur, elinde iki topla kapıda durdu. "Sen de bir top al, bahçeye inelim." Tuna başka oyuncaklarını çıkardı, atı dolabın dibine itti. İkisi bahçede top oynadı, akşama kadar güldüler. Onur giderken "yarın yine gelir miyim" diye sordu, Tuna başını salladı.
Akşam eve dönünce dolabı açtı, atı yerine koydu. Çıngırak kapı kapanırken bir kez çınladı. Tuna kimseye söylemedi ama bu sesi bütün gün özlemişti.
Onur her hafta geldi, bazen iki gün üst üste geldi. Tuna hep başka oyuncaklarla oynadı, bloklarla kule yaptı, bahçede top koşturdu. Tırıs dolapta karanlıkta kaldı, üstüne toz çöktü. Dolabın kapağı altı hafta boyunca yalnız Tuna için açıldı. Yelesi düğümlendi, çıngırağı ses çıkarmaz oldu.
Bir gün Onur dolabın aralığından atın kulağını gördü. Eğildi, daha yakından baktı. "O da senin mi," dedi, parmağıyla gösterdi. "Benim hiç ahşap oyuncağım yok, sadece topum var."
"O benim en sevdiğim," dedi Tuna, dolabın önüne geçti. Kapağı iki eliyle tuttu, arkasına yaslandı. "Onu kimseyle oynatmam. Kırılır diye korkuyorum, bana babaannem verdi."
Onur bir şey demedi, topunu aldı, eve gitti. O hafta bir daha kapıyı çalmadı. Tuna pencereden onu izledi, sokak lambası yeni yanmıştı.
Tuna o akşam dolabı açtı, Tırıs'ı kucağına aldı. Tozları üflemeye çalıştı, öksürdü. Bir bez ıslatıp gövdeyi sildi, bez gri oldu. Yele karışmıştı, çıngırak sessizdi, ahşap gövde soğuktu.
"Neden beni sakladın," dedi Tırıs, sesi hafif çatlaktı. Tuna elindeki bezi bıraktı, cevap için bekledi ama at da bekliyordu. "Ben oyun için yapıldım, karanlık için değil. Tekerleklerim koşmak ister, çıngırağım ses istiyor. Dolapta ikisi de olmuyor."
Tuna cevap veremedi, atı göğsüne bastırdı. Bırakmak istemedi ama içi sıkıldı. Pencereden Onur'un evinin ışığına baktı, uzun süre öyle oturdu.
"Onur'a gösterseydim ne olurdu," dedi Tuna sonunda. "Belki iki kişi daha hızlı süreriz," dedi Tırıs. "Bir çeken, bir iten." Tuna cevap vermedi, atın yelesindeki düğümü parmağıyla çözdü.
Ertesi gün Onur yine geldi, elinde yine topu vardı. Tuna bu kez dolabı kapatmayı unutmuştu, atın kulağı görünüyordu. Tuna önce Tırıs'a, sonra Onur'a baktı. Odada uzun bir sessizlik oldu. Onur topunu yere bıraktı, kapının yanında bekledi.
Tuna kendi kendine bir karar verdi, atı Onur'a uzattı. "Onu ikimiz sürelim," dedi, sesi hafifçe kısıldı. "Ama koşturmayalım, tekerlekleri eski." Onur başını salladı, ellerini pantolonuna sildi.
Onur atın ipini tuttu, Tuna arkadan itti. Tırıs odada ilk kez iki çocukla gezdi. Onur atın boynundaki çıngırağı parmağıyla çevirdi, ses odayı doldurdu. Tekerlekleri döndü, yelesi savruldu, çıngırağı çınladı. At odanın bir ucundan öbür ucuna gitti geldi.
Akşam Onur eve gidince Tuna atı pencerenin önüne bıraktı. Dolaba kapatmadı, battaniyeyle örtmedi. Sabah güneşi yine ilk onu buldu.
Tekerlekleri artık toz tutmuyordu, yelesi güneşte ışıldıyordu. Onur ertesi gün yine kapıyı çaldı. Atı sırayla sürdüler, biri iterken öbürü ipi tuttu. Çıngırak bütün öğleden sonra durmadan çınladı.
Tırıs'ın çıngırağı artık her akşam iki kez çınlıyordu. Bir akşam Onur kendi topunu Tuna'ya bıraktı. "Yarına kadar sende dursun," dedi. Tuna topu atın yanına koydu.
Tuna yatağına girerken pencereye baktı, ay ışığında duran ata gülümsedi. Yastığına uzandı, battaniyesini çenesine kadar çekti. Gözlerini kapadı. Pencerenin önündeki at sabahı bekledi.
Bu hikaye ne öğretir
En sevilen oyuncak dolapta saklı kalınca kimseye iyilik gelmez. Paylaşınca oyuncağın da, arkadaşlığın da değeri artar.
Çocuğuna sor
Sen en sevdiğin oyuncağını kiminle paylaşırsın?

Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.