Köyün üstüne her öğlen kocaman bir gölge düşerdi. Dev Ulu, köyün hemen yanındaki tepede otururdu, günlerini orada geçirirdi. Kimse onun ne yediğini, nasıl uyuduğunu bilmezdi, sadece gölgesini bilirlerdi. Lale bu gölgeden hep şikayet ederdi, güneşi görmek istiyordu. Sabahları dışarı çıktığında gökyüzü tepenin arkasında kalır, güneş hiç doğrudan görünmezdi. Bahçedeki salıncağı bile gölgede kalıyor, hiç ısınmıyordu.
Komşular da homurdanırdı. "Dev bir yere gitse" derlerdi. Bahçelerindeki çiçekler gölgede solgun kalıyordu, en azından öyle düşünüyorlardı. Pazar yerindeki tezgahlar bile öğlen erken kapanıyordu, ışık az geliyordu diye. Muhtar bile toplantılarda gölgeden söz ederdi, herkes başını üzüntüyle sallardı.
Lale bir gün Ulu'ya gidip bunu kendisine söylemeye karar verdi. Annesi "kibarca konuş" dedi, Lale başını salladı ama içinden hızlı gitmek istiyordu. Ayakkabılarını aceleyle giydi, kapıyı arkasından kapatmayı bile unuttu. Yolda koşarken tökezledi, düşmeden dengesini buldu, nefes nefese tepeye vardı.
Lale tepeye tırmandı, Ulu'nun ayağının dibine kadar geldi. "Gölgeni başka yere taşı" dedi, sesi titredi. Ulu aşağı eğildi, yüzü şaşkındı. Elindeki büyük dalı yere bıraktı, dikkatle Lale'ye baktı.
"Gölge mi rahatsız ediyor?" dedi Ulu, sesi derin ama yumuşaktı. "Ben burada oturmayı seviyorum, köyünüzü izlemeyi seviyorum." "Ama güneş göremiyoruz" dedi Lale, kollarını kavuşturdu. "Bahçemiz hep karanlık kalıyor." Ulu bunu duyunca başını yavaşça salladı, elini dizine koydu.
"Kimseyi rahatsız etmek istemedim" dedi, yavaşça kalktı, tepenin öbür yanına geçmeye hazırlandı. Adımları toprağı hafifçe titretti. Tozlar havada bir süre asılı kaldı.
Lale bir şey söylemek istedi, dudakları aralandı ama sesi çıkmadı. Ulu çoktan yürümeye başlamıştı. Lale sessizce eve döndü, içi neden hafiflemediğini bilmiyordu. Arkasına bir kez baktı, Ulu'nun sırtı küçülerek uzaklaşıyordu.
Lale eve döndü, kendini haklı buldu. Ama o öğlen güneş tepeye dikildi, hava fırın gibi ısındı. Sokaklar ıssızlaştı, herkes gölge arayan bir yüzle dolaştı. Köpekler bile evlerin altına saklandı, kimse dışarı çıkmak istemedi.
Herkes gölgesiz sokakta terledi, yüzler kızardı. Tavuklar gölgelik aradı, çocuklar eve kaçtı. Lale de terden bunaldı, gölge arayacak yer bulamadı. Elindeki bardaktaki su bile sıcaktan ısındı, bir yudum alıp bıraktı.
Komşular pencereden dışarı bakıp söylendi. "Bu sıcakta nasıl duracağız?" Kimse artık devin gitmesinden memnun değildi. Bakkal kapısını erken kapattı, güneşte durmak istemiyordu. Çeşmedeki su bile ılık aktı, kimse içmek istemedi.
Lale pencereden tepeye baktı. Ulu yavaşça öbür yana doğru yürüyordu, köyün üstü çıplak güneşte kalıyordu, hiç bu kadar parlak görünmemişti. Lale'nin gözleri kamaştı, elini gölge yapmak için kaldırdı. Bu ilk kez böyle bir sıcaklık hissetmesiydi.
Lale hemen tepeye koştu. "Dur, Ulu" dedi, sesi yüksek çıktı. "Geri dön, gölgene ihtiyacımız var." Nefesi kesilmişti, tepeye koşarak çıkmıştı.
Ulu durdu, döndü. "Ama beni istemiyordunuz" dedi, sesi hafifçe kırıldı. "Yanılmışım" dedi Lale. "Gölgen bizi güneşten koruyor. Özür dilerim." Lale'nin sesi bu kez sakindi, öfkeden eser yoktu.
Ulu gülümsedi, yavaşça eski yerine oturdu, taşlar altında hafifçe gıcırdadı. Gölge yeniden köyün üstüne düştü, hava serinledi, herkes derin bir nefes aldı, sanki uzun bir koşudan sonra dinleniyorlardı.
O akşam köylüler tepeye çıktı, Ulu'ya meyve ve ekmek götürdü. "Teşekkürler" dedi herkes sırayla, elleri dolu sepetlerle, çocuklar önden koşarak yol gösteriyordu.
Ulu'nun yüzü kızardı, mahcup oldu. Böyle bir kalabalığı ilk kez görüyordu. Artık kimse gölgeden şikayet etmiyordu, sıcak günlerde herkes tepenin altına toplanıyordu, battaniyeler serip birlikte kahvaltı ediyorlardı.
Çocuklar tepenin eteğinde oyun oynamaya başladı, gölge onlara serin bir oyun alanı oldu. Lale her gün oraya gitti, arkadaşlarını da çağırdı, hep birlikte gölgede top oynadılar.
Lale o gece penceresinden tepeye baktı. Ulu'nun gölgesi ay ışığında bile köyün üstündeydi. Lale gülümseyerek gözlerini kapadı, yarın yine tepeye gitmeyi, arkadaşlarıyla oynamayı düşündü.
Bu hikaye ne öğretir
Rahatsız edici görünen bir şey bazen en çok ihtiyaç duyduğumuz şeydir. Bir şeyden şikayet etmeden önce, onsuz nasıl olacağını düşünmek gerekir.
Çocuğuna sor
Senin evinde gölge ile güneş, hangisi daha işine yarar?

Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.