Garajın rafında duran oyuncak yarış arabası Yıldırım, her sabah aynı şeyi düşünürdü. Bugün yapılacak yarışı kazanmak istiyordu. Kırmızı boyası pırıl pırıldı, tekerlekleri bezle parlatılmıştı. Kapısında beyaz boyayla yazılmış bir rakamı duruyordu.
Garaj sahibi çocuk onu masaya koydu, pistin üstüne yerleştirdi. Yıldırım'ın yanında başka oyuncak arabalar da sıraya girdi. Hepsi aynı çizgiden başlayacaktı. Pist masanın bir ucundan öbür ucuna uzanıyordu, ortasında iki keskin viraj vardı. Pistin sonunda küçük bir bayrak dalgalanıyordu. Bayrağın altında bir hakem düdüğü duruyordu.
Yıldırım rakiplerine dikkatle baktı, kendinden oldukça emindi. Geçen hafta da kazanmıştı, bu hafta da elbette kazanacağını düşünüyordu. Kazanmak ona her şeyden önemli geliyordu, kupasını rafın en üstüne koyardı, herkes görsün isterdi.
Düdük yüksek sesle çaldı, arabalar hızla fırladı. Yıldırım hemen öne geçti, ilk virajı herkesten önce aldı. Kazanma isteği içini baştan aşağı dolduruyordu, geride kalmayı hiç düşünmüyordu, ikinci olmak ona hiçbir zaman yetmiyordu.
Yarış boyunca Yıldırım önde kaldı. Rakipleri arkasında kalıyordu, o hızını hiç düşürmedi. Rüzgar önünde ıslık gibi ötüyordu, tekerlekleri pistte ince bir iz bırakıyordu. Pistin tahtası altında kuru bir ses çıkarıyordu.
Pistin kenarında eski çekici kamyon Demir duruyordu. Yıllardır yolda kalan arabaları çekerdi. Kasasında ip, kanca ve bir kova su vardı. Yıldırım önünden geçerken ona seslendi.
"Biraz yavaşla" dedi Demir. "Yarış her şey değil." "Ben kazanmak istiyorum" dedi Yıldırım. "Bu benim için önemli." "Bir de arkana bak" dedi Demir, ama Yıldırım çoktan uzaklaşmıştı.
Demir başını salladı, başka bir şey demedi. Yıldırım yoluna devam etti, gözü sadece bitiş çizgisindeydi. Arkasına bile bakmadı, kulaklarında sadece rüzgar sesi vardı.
Pistin ortasında küçük bir araba durdu, motoru duman çıkarıyordu. Bu, Yıldırım'ın en yakın rakibi Fırtına'ydı. Tekerlekleri dönmüyordu, motoru hırıltıyla sustu. Fırtına tekerleklerini zorladı, ama yerinden kıpırdayamadı.
Yıldırım onu net bir şekilde gördü ama yine de durmadı. "Ona yardım etsem yarışı kaybederim" diye düşündü. Hızını hiç kesmedi, yanından hızla geçti. İçinden bir ses ona dur diyordu, ama pist önünde uzanıyordu. Kupanın resmi gözünün önünden gitmiyordu.
Fırtına arkasından seslendi. "Yardım eder misin" dedi, sesi yorgundu. Yıldırım duymazdan geldi, önüne baktı. Sesi kulağında kaldı, ama devam etti, geri dönmedi.
İçinde küçük ama gerçek bir sıkıntı büyümeye başladı. Kazanmak istiyordu ama arkadaşını yolda bırakmak ona ağır geldi. Kupanın parlaklığı gözünde soluklaştı. Rüzgar artık kulağında ıslık çalmıyordu.
Yıldırım bitiş çizgisine yaklaşırken tekerleklerini yavaşlattı. Aklından Fırtına'nın sesi gitmiyordu. Çizgi hemen önündeydi, iki karış kalmıştı. Yıldırım durdu, sonra geriye baktı. Arkadan gelen arabalar onu geçti.
Geri döndü, Fırtına'nın yanına geldi. "Seni buradan çekeceğim" dedi kararlı bir sesle. Kendi gücüyle onu itmeye başladı. İtmek yarışta koşmaktan daha zordu, tekerlekleri zorlandı, ama vazgeçmedi.
Demir onları uzaktan gördü, sonra yardıma yaklaştı. Birlikte Fırtına'yı pistin kenarına çektiler. Yıldırım yarışı kaybetti ama pes etmedi. Fırtına ona baktı, alçak sesle teşekkür etti.
"Yarışı kaybettin" dedi Demir. "Ama bir arkadaş kazandın." Demir onun kaputuna hafifçe vurdu. Yıldırım gülümsedi, içindeki ağırlık hafifledi.
Akşam garaja döndüklerinde diğer arabalar Yıldırım'ın etrafını sardı. Neden kaybettiğini merak ettiler, çünkü onu daha önce hiç yarışı bırakırken görmemişlerdi. Fırtına da onların arasındaydı.
Yıldırım olanları baştan anlattı. Fırtına rafın kenarından herkese seslendi, Yıldırım'a teşekkür etti. Sonra ikisi yan yana durdu, diğer arabalar da yanlarına sokuldu.
Garaj sahibi küçük çocuk Yıldırım'ı rafa koyarken gülümsedi. "Bugün en hızlı sen değildin ama en iyisiydin" dedi. Yıldırım ile Fırtına'yı rafa yan yana yerleştirdi, aralarına küçük bir çiçek resmi koydu.
O akşam Yıldırım rafında uzun süre sessizce durdu. Bu haftanın kupası onun değildi, ama içi doluydu. Işıklar sönerken huzurla uyudu. Yarın yine pistte olacaktı, ama artık yarışa farklı bir gözle bakıyordu.
Bu hikaye ne öğretir
Kazanmak bazen anı kısaltır, yardım etmek onu uzatır. Başkasına uzanan bir el, kupadan daha uzun hatırlanır.
Çocuğuna sor
Sen bir yarışmada arkadaşına yardım etmek zorunda kalsan ne yapardın?

Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.